ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile olan bağlarını sona erdirme ihtimalini değerlendiriyor. Henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da, bu adımın Trump'ın 'Önce Amerika' politikasıyla uyumlu olacağı düşünülüyor.
Yetkililer ve diplomatlar, böyle bir gelişmenin Washington ile uluslararası kurumlar arasındaki gerilimi artıracağını belirtiyor. ABD'nin desteğini çekmesi durumunda, bunun Birleşmiş Milletler sisteminin ötesinde sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Ukrayna, Sudan, Gazze gibi bölgelerdeki çatışmalar nedeniyle yerinden edilenlerin sayısının tarihi seviyelere ulaştığı bir dönemde, ABD'nin olası çekilmesi küresel mülteci korumasını zayıflatabilir.
Müzakerelere yakın kaynaklar ve çeşitli kurumlar, ABD yönetiminin UNHCR ile ilişkisini azaltmayı veya tamamen sonlandırmayı değerlendirdiğini bildiriyor. Geçen hafta bir açıklama beklenirken, henüz bir gelişme yaşanmadı. Bu durum, diplomatlar, yardım kuruluşları ve BM yetkilileri tarafından yürütülen yoğun lobi faaliyetlerinin bu adımı geciktirmiş veya engellemiş olabileceği yorumlarına yol açıyor.
ABD, geçmişte UNHCR'nin en büyük mali destekçisi olmuştu. 2025 yılı için yaklaşık 868 milyon dolar katkıda bulunan ABD, kurumun toplam fonunun yaklaşık dörtte birini karşılamıştı. ABD'nin çekilmesi, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan insani yardım sistemi açısından önemli bir kopuş anlamına gelecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD'nin mülteci ajansıyla ilişkilerinde resmi bir değişiklik olmadığını belirtti. Ancak, yönetimin uluslararası kuruluşlardaki katılımını gözden geçirmeye devam ettiğini vurguladı.
Gerginliğin önemli bir kısmının, UNHCR'nin son dönemdeki liderlik atamalarıyla ilgili bir anlaşmazlıktan kaynaklandığı bildiriliyor. BM Genel Sekreteri António Guterres ve Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih'in, teşkilatın yüksek komiser yardımcısı olarak Amerikalı diplomat Tressa Rae Finerty'yi ataması, Trump yönetiminin desteklediği aday Simon Hankinson'ın seçilmemesi ABD'yi hayal kırıklığına uğrattı.
Hankinson, daha sıkı göç politikalarını savunması ve küresel göç krizini eleştirmesiyle tanınıyordu. Kaynaklara göre Washington, bu atamayı kurumsal reformlar için kaçırılmış bir fırsat olarak değerlendirdi. Hankinson ise seçilmesinin örgütün harcamaları ve operasyonları üzerindeki denetimini sıkılaştıracağını savunmuştu.
1950'de kurulan UNHCR, savaş, zulüm ve şiddetten kaçan mültecilere yönelik uluslararası yardımı koordine ediyor. Milyonlarca yerinden edilmiş insana barınma, gıda, hukuki koruma ve yeniden yerleşim desteği sağlıyor. UNHCR, son dönemde mali krizlerle karşı karşıya kalmış, fonlama geçen yıla kıyasla yaklaşık %30 azalmıştı. Bu durum, binlerce pozisyonun kaldırılmasına ve operasyonların azaltılmasına yol açmıştı.
ABD fonlarının kesilmesi durumunda mülteci kampları, acil tıbbi yardım, eğitim programları ve gıda dağıtımının daha da azalabileceği uyarısı yapılıyor. Nihai bir kararın henüz açıklanmaması, diplomatların Washington ile temaslar yoluyla ilişkinin bir kısmının korunabileceği yönündeki umutlarını canlı tutuyor.