ABD Merkez Bankası (Fed), 28-29 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek faiz toplantısı öncesinde piyasalardaki belirsizliklerin odağında yer alıyor. Son açıklanan enflasyon verileri, faiz oranlarının mevcut seviyelerde sabit tutulacağı yönündeki beklentileri güçlendirirken, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, para politikasının geleceğine dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
CME Group verilerine göre, 25 Temmuz itibarıyla piyasa beklentileri faizlerin yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tutulması ihtimalini yüzde 65,8 olarak fiyatlıyor. Faiz artırımı olasılığı ise yüzde 34,2 seviyesinde seyrediyor. Fed Başkanı Kevin Warsh, görev süresinin başında fiyat istikrarına yönelik kararlılığını ifade etse de, gelecekteki politikalara dair net bir yönlendirme yapmaktan kaçınıyor.
ABD'de haziran ayı enflasyon verileri, beklentilerin altında gerçekleşti. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,4 gerilerken, yıllık enflasyon yüzde 3,5 olarak kaydedildi. İş gücü piyasasında işsizlik oranının yüzde 4,2'ye gerilemesi, ekonomik aktivitenin dirençli olduğunu gösteriyor. Ancak, Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar eşiğini aşması, enerji maliyetleri üzerinden enflasyonist baskı yaratma riski taşıyor.
Ekonomistler toplantıya ilişkin farklı senaryolar üzerinde duruyor. Moody's Analytics Başekonomisti Mark Zandi, faizlerin bu dönemde değiştirilmesini beklemediğini belirtirken; Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola, enerji fiyatlarındaki hareketliliğin Eylül ayına kadar yakından izleneceğini vurguluyor. American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Steven Kamin ve Oxford Economics ABD Başekonomisti Nancy Vanden Houten da mevcut tabloda sürpriz bir faiz değişikliğinin düşük ihtimal olduğunu ifade ediyorlar.