Küresel finans piyasaları, geçtiğimiz haftayı jeopolitik riskler ve ticaret politikalarındaki değişimlerin etkisiyle karışık bir seyirde tamamladı. Ortadoğu'da yükselen gerilim ve ABD'deki gümrük vergisi gündemi, yatırımcıların beklentilerini şekillendiren temel unsurlar oldu. Önümüzdeki hafta, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere büyük merkez bankalarının para politikası kararları piyasaların ana odak noktası haline gelecek.
Enerji Piyasalarında Jeopolitik Risk Baskısı
Ortadoğu'daki jeopolitik tansiyonun enerji maliyetlerini artıracağı endişesi, varlık fiyatları üzerindeki etkisini sürdürüyor. ABD-İran geriliminin enerji arz güzergahlarına yayılma riski nedeniyle petrol fiyatlarında yükseliş gözlemleniyor. Brent petrolün varil fiyatı, 21 Mayıs tarihinden bu yana ilk kez 100 dolar seviyesine ulaştı. Analistler, olası askeri operasyonların küresel ticaret akışlarını ve gıda tedarik zincirlerini baskılayabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Fed'in Faiz Patikası ve Enflasyon Beklentileri
Artan petrol fiyatlarının küresel enflasyonist baskıları güçlendirmesi, merkez bankalarına yönelik şahin beklentileri artırdı. Fed'in yıl sonuna kadar iki kez faiz artırabileceği ihtimali piyasalarda güçlenmiş durumda. Mevcut tahminlere göre, Fed'in bu ayki toplantıda politika faizini sabit bırakma ihtimali yüzde 66 olarak öngörülürken, yılın son çeyreğine ilişkin faiz artış beklentileri yüzde 80 seviyesine yükseldi. Fed Başkanı Warsh tarafından yapılacak açıklamalar ve ileriye dönük mesajlar yakından takip ediliyor.
ABD Ticaret Politikaları ve Tahvil Piyasası
ABD yönetiminin, ticaret ortaklarına yönelik yeni gümrük vergisi uygulamaları küresel ticaret gerilimlerini tetikliyor. Donald Trump yönetimi, 60 ticaret ortağına yüzde 10 ile yüzde 12,5 arasında değişen oranlarda gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Bu süreçte ABD tahvil faizlerinde de yükseliş kaydedildi; 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,38 ile zirveyi test ederken, 10 yıllık tahvil getirisi yaklaşık 17 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Altın fiyatları ise yükselen tahvil faizleri ve dolar endeksindeki artışın etkisiyle baskı altında kaldı.