IIHS tarafından hazırlanan yeni rapor, sürücüsüz araç teknolojisinin güvenlik performansına ilişkin önemli veriler sundu. Yapılan analizler, Waymo şirketine ait otonom araçların, insan sürücülerle kıyaslandığında kaza riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu. 50 milyon mil sürüş verisi üzerinden gerçekleştirilen incelemede, otonom araçların kilometre başına düşen kaza oranının yüzde 68 daha az olduğu saptandı.
Verilerdeki Detaylar ve Bölgesel Farklılıklar
Araştırmacılar, 2021-2024 yılları arasında NHTSA'ya iletilen kaza kayıtlarını mercek altına aldı. Otomasyon sisteminin devre dışı olduğu vakalar kapsam dışı bırakıldıktan sonra, incelenen 736 kazanın yalnızca yüzde 22'sinin polise bildirilme kriterlerini karşıladığı belirlendi. Waymo bünyesindeki 89 kazanın 64'ünün ise sistem aktifken gerçekleştiği kaydedildi.
Bölgesel bazda bakıldığında, kaza oranlarındaki düşüşün şehirlere göre farklılık gösterdiği görüldü. Verilere göre kaza oranları Phoenix'te yüzde 76, San Francisco'da yüzde 35 ve Los Angeles'ta yüzde 71 seviyesinde daha düşük seyretti. Buna karşın, Austin şehrinde kaza oranlarının yüzde 4 daha yüksek olduğu tespit edildi.
Sektörel Engeller ve Veri Kısıtlılıkları
Rapor, mevcut karşılaştırmaların bazı kısıtlamalar içerdiğine dikkat çekiyor. Waymo verilerinin gönüllü paylaşım esasına dayandığı, diğer otonom araç operatörlerinin ise benzer verileri paylaşmadığı ifade edildi. Ayrıca, eyaletler arası bildirim eşiklerinin farklılık göstermesi sonuçların genellenmesini zorlaştırıyor. IIHS yetkilileri, kazaların yarısının ve yaralanmalı vakaların üçte birinin resmi kayıtlara girmediğini vurguladı.
Teknolojinin yaygınlaşmasının önünde ekonomik ve hukuki engellerin bulunduğu belirtiliyor. Ekonomist A.T., avukatların otonom araç mevzuatının şekillenmesini engellemek amacıyla lobi faaliyetleri yürüttüğünü dile getirdi. Ayrıca, işçi sendikalarının da bu teknolojiye karşı duran kurumlar arasında önemli bir paya sahip olduğu ifade edildi.