Avustralyalı politikacı Andrew Hastie, Ben Roberts-Smith'e karşı açılan iftira davasında tanıklık yaparken isteksiz olduğunu ve durumu 'acı verici' olarak nitelendirdiğini belirtti. Hastie, mahkemeye celple gelmek zorunda kaldığını ve "bütün gerçeği ve sadece gerçeği" söyleme yeminini ettiğini söyledi.
Hastie'nin tanıklığı, o dönemde milletvekili ve savunma bakan yardımcısı olması nedeniyle özel bir incelemeye tabi tutuldu. Mahkemeye çıkan düzinelerce eski SAS askerinden sadece Hastie'nin ismi açıklandı ve fotoğrafı çekildi. Mahkeme başkanı Anthony Besanko, Hastie'yi "dürüst ve açık sözlü bir tanık" olarak nitelendirdi.
Hastie, Roberts-Smith'in eski bir yoldaşı ve Victoria Haçı sahibi olmasına rağmen, mahkemede "dürüst ve güvenilir bir tanık olmadığını" belirtti. Besanko, Roberts-Smith'in yalanlarının nedeninin suçluluk duygusu ve gerçeğe karşı duyduğu korku olduğunu ifade etti.
Pauline Hanson'ın One Nation partisi tarafından çevrimiçi yayınlanan bir karikatürde Hastie, "yüreksiz bir" ve "hain" olarak tasvir edildi. Hanson ise şahsen Hastie'yi "beceriksiz" olarak adlandırmayı tercih ettiğini söyledi.
SAS (Special Air Service) üyeliği gizemini korurken, Roberts-Smith ve Hastie bu birliğin en bilinen eski üyelerindendir. İkili, görev süreleri boyunca yakın ilişkiler kurmadı. Bir subay olan Hastie, Roberts-Smith ile ilk karşılaşmasını, gece yarısı yapılan bir eğitim egzersizinde astsubayların adaylara şınav çektirdiğini hatırladığını belirtti. Federal mahkemeye, Roberts-Smith'in SAS içinde yaygın bir zorba olarak görüldüğü yönünde bir algı olduğunu söyledi.
Federal mahkemede Hastie'ye, Ekim 2012'de Afganistan'daki Syachow köyünde bir operasyonda Roberts-Smith ile birlikte görev yaptığına dair anılarını anlatması istendi. Bu, Roberts-Smith ile birlikte katıldığı tek Afganistan operasyonuydu.
Mahkemede, Roberts-Smith'in bu görev sırasında P.66 olarak bilinen bir astsubaya, sözde "kan dökme" olayında silahsız bir mahkumu infaz etmesi yönünde emir verdiği iddia edildi. Hastie, tanıklığında olayın detaylarını anlatmaktan çekinmedi.
P.66 da mahkemeye celple çağrıldı ancak Roberts-Smith ile Afganistan'da birlikte görev yapıp yapmadığı sorusuna cevap vermeyi reddetti. Besanko'nun kararına göre, P.66 bu soruyu cevaplamaktan kaçındı çünkü bu durum, savaş suçu olan cinayet suçunu işlediğini kanıtlayabilir.
Roberts-Smith'e, silahsız bir mahkumu öldürmesi için P.66'ya emir verip vermediği doğrudan sorulduğunda, "Hayır, vermedim" yanıtını verdi. Hastie, geçmişte Roberts-Smith'e "çok yüksek bir saygı" duyduğunu ancak artık "Roberts-Smith ile gurur duymadığını" ifade etti.
Syahchow'daki iddia edilen olay, Roberts-Smith'in daha sonra cinayetle ilgili beş savaş suçuyla suçlanmasından biridir. Mahkemeye sunulan olgu beyanına göre, bir baskının ardından kontrol altındaki iki mahkum (PUC) etkisiz hale getirildi. Baskının sona ermesinin ardından iki mahkumun elleri kelepçeli ve gözleri bağlıydı.
Beyanatta, "Roberts-Smith, P.66'nın önünde duran PUC 1'in kelepçelerini kesti, PUC 1'in gözbağını çıkardı ve onu yere itti. PUC 1 geriye doğru düştü ve yüzünün önünde avuçları dışa dönük şekilde elini kaldırdı. Roberts-Smith, 'Vur onu' dedi." ifadesi yer aldı. P.66'nın bu emri Roberts-Smith'ten aldığına inandığı ve iki metre mesafeden PUC 1'i göğsünden iki ila üç kez vurarak öldürdüğü belirtildi.
Beyanatta ayrıca, "P.66, bu olaydaki rolünü kabul etmiştir." denildi. Roberts-Smith'in davası şu anda mahkemede devam etmektedir. Kendisi sürekli olarak iddiaları reddetmektedir.