Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bir lise önünde meydana gelen olayda, 15 yaşındaki H.O. isimli öğrenci silahla etrafa ateş açtı. Olayda 11 öğrenci yaralandı, bunlardan ikisinin durumu ağır olarak bildirilirdi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan şiddet olaylarının ardından, Manisa'dan gelen bu haber, çocuk ve ergenlerdeki şiddet eğiliminin artışına dair endişeleri yeniden gündeme getirdi. Dün sabah saatlerinde bir lisenin önünde meydana gelen olayda, H.O. isimli öğrencinin silah kullanması, toplumda büyük bir şaşkınlık ve tedirginlik yarattı. Yaşanan bu durum, fiziki güvenlik önlemlerinin yanı sıra, çocukların ruhsal dünyalarındaki tehlikeli işaretlerin de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Uzmanlar, ağır şiddet davranışlarının ani gelişmediğini belirtiyor. Bu tür olayların, aile içi iletişim eksikliği, dijital dünyadaki kontrolsüzlük, akran zorbalığı ve sosyal yalnızlık gibi çok yönlü sorunların bir yansıması olabileceğine dikkat çekiliyor. Anne babaların ve eğitimcilerin, çocuklardaki duygu ve davranış değişikliklerini göz ardı etmemeleri gerektiği vurgulanıyor.
Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Mercan, dijital alanda çocukların kontrolsüz bırakılmasının risklerini sıraladı. Mercan, çocukların dijital alanlarının ebeveynler tarafından tamamen özel alan olarak görülmemesi gerektiğini, yaş ve gelişim özelliklerine bağlı olarak riskleri doğru değerlendiremeyen çocuklar için ebeveyn kontrolünün şeffaf ve rehberlik edici bir iletişimle yürütülmesinin önemini belirtti. Cihaz kullanımı için süre sınırları, içerik filtreleri ve dijital okuryazarlığın 12-16 yaş grubunda kritik olduğunu ekledi.
Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı ise kontrolün niteliğine vurgu yaptı. Avcı, baskıcı ve katı cezalara dayalı kontrolün, çocuğun kuralları benimsemesini sağlamadığını, yalnızca yakalanma korkusuyla davranışlarını sınırlayabileceğini ifade etti. Korku ve baskıyla büyüyen çocukların, otorite ortamdan çekildiğinde sınırları aşma eğiliminde olabileceğini belirtti. Ayrıca, baş etme becerisi gelişmeyen çocukların sorunlarını gizleyebileceğini ve bu durumun hem şiddet uygulama hem de şiddete maruz kalma riskleri açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Mercan, medya ve televizyon dizilerindeki şiddet içeriklerinin çocuklar üzerindeki etkisine de değinerek, bu tür içeriklerin şiddeti normalleştirebileceğini, empatiyi azaltabileceğini ve saldırganlığı problem çözme yöntemi olarak öğretebileceğini söyledi. Güç kavramının çocukta korkutma ve silah olarak şekillenebileceğini, dizilerde kabadayılığın kahramanlaştırılmasının ise çocukların suça ilişkin algılarını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Okul saldırıları gibi olayların tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Mercan, bu tür eylemlerin genellikle aile içi iletişim eksikliği, akran zorbalığı, sosyal izolasyon, psikolojik destek yetersizliği ve medyadaki şiddetin birleşimiyle ortaya çıktığını ifade etti. Saldırganların olay öncesinde yalnızlık, dışlanma ve birikmiş öfke gibi yardım çağrısı niteliğinde sinyaller verebildiğini, ancak bu sinyallerin çoğunlukla fark edilemediğini sözlerine ekledi.