Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde tansiyonun yeniden yükselmesiyle, Ege'deki anlaşmazlıkların önemli bir başlığı olan Yunanistan'ın Doğu Ege Adaları'nın gayriaskeri statüsünü ihlal etmesi konusu tekrar gündeme geldi. Ankara, Yunanistan'ın adalar üzerindeki askeri varlığının uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu savunurken, Atina ise Türkiye'den kaynaklanan güvenlik tehdidini gerekçe göstererek adaların savunma hakkını öne sürüyor. Bu ihtilaf, hem Türk-Yunan ilişkileri hem de NATO içinde uzun süredir devam eden hassas bir mesele olarak biliniyor.
Gerilimin yeniden tırmanmasında birkaç faktör öne çıkıyor. Atina'nın İsrail'den aldığı hava savunma sistemini Türkiye'ye yakın Ege adalarına konuşlandırma planı, Ankara'nın itirazlarını artırdı. Ayrıca, gelecek yılın ilk yarısında yapılması beklenen Yunanistan genel seçimleri öncesinde, Türkiye ile ilişkilerin iç siyaset malzemesi olarak kullanılması da dikkat çekiyor. Yunanistan'ın son yıllarda savunma kapasitesini artırması ve Ege adalarındaki askeri altyapıyı güçlendirmesi de Ankara'nın gayriaskeri statü ihlali itirazlarını daha görünür kılıyor.
Yunanistan, Türkiye'nin askeri kapasitesinin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) 1995'te aldığı, Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarması halinde hükümete "her türlü tedbiri alma" yetkisi veren kararı, adaların savunulması için gerekçe gösteriyor. Atina bu durumu "casus belli" yani savaş nedeni olarak tanımlayarak uluslararası platformlarda dile getiriyor ve AB'nin savunma fonlarına Türkiye'nin erişimini veto ediyor. Ankara ise bu gerekçelerin temelsiz olduğunu ve uluslararası anlaşmalardaki yükümlülükleri ortadan kaldırmayacağını belirtiyor.
Oniki Ada'nın gayriaskeri statüsü 1947 Paris Barış Antlaşması, Orta ve Kuzey Ege adalarının statüsü ise 1923 Lozan Barış Antlaşması ile düzenlenmiştir. Yunanistan 1960'lardan itibaren adaları silahlandırmaya başlarken, bunu 1970'lere kadar reddetmişti. Ancak daha sonra Türkiye'den kaynaklandığını öne sürdüğü güvenlik tehdidi ve meşru müdafaa gerekçesiyle adaların silahlandırılmasını savunmaya başladı. Konuyu NATO'ya taşıyan Atina, adaların İttifak'ın savunma planlarına dahil edilmesini talep ederken, Ankara gayriaskeri statüleri gerekçe göstererek buna karşı çıkıyor.
Ege'deki gerilim dört ana başlıkta yoğunlaşıyor: Yunanistan'ın ilan ettiği deniz parklarına Türkiye'nin tepkisi ve karşılık olarak kendi deniz parklarını ilan etmesi; Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin yapacağı yeni yasal düzenlemelerin Atina tarafından yakından izlenmesi; Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki Great Sea Interconnector (GSI) elektrik kablosu projesine Ankara'nın "Türk onayı" şartı; ve Atina'nın Girit'in güneyindeki kara sularını 12 mile çıkarma ve Ege'de de bu hakkı kullanma yönündeki adımları, mevcut dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor.