Diyarbakır'da 3 çocuk annesi R.Y.'nın (28) öldürülerek cesedinin dere yatağına gömülmesine ilişkin davada, dini nikahla birlikte yaşadığı O.G. (38) ile köylüleri Ö.D. (64) ve B.D.'un (34) tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Davanın avukatlarından Nazlı Matur, "Rojda, 50 santimetrelik bir iple boğularak öldürülmüş ve sonrasında dere yatağına gömülmüştür" açıklamasında bulundu.
Olay, 27 Aralık 2025 tarihinde Sur ilçesine bağlı Beybulak Mahallesi Sarıkaş mezrasında meydana geldi. Yakınlarının başvurusu üzerine kayıp olarak aranan R.Y.'nın öldürüldüğü ve cesedinin dere yatağına gömüldüğü ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında Rojda'nın dini nikahla birlikte yaşadığı O.G., köylüleri Ö.D. ve oğlu B.D. gözaltına alınarak tutuklandı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu 3 sanık hakkında 'İştirak halinde kadına karşı kasten öldürme' suçundan dava açıldı. İddianamede, R.Y.'nın olay günü öğle saatlerinden itibaren kayıp olduğunun ağabeyi tarafından kolluğa bildirildiği belirtildi. Kolluk ekiplerinin Yakışıklı'nın yaşadığı eve giderek bilgi sahibi sıfatıyla aile bireylerinin ifadelerine başvurduğu, alınan ilk beyanlarda Rojda'nın, O.G. tarafından götürüldüğünün anlatıldığı kaydedildi. İddianamede yer alan yakalama tutanağına göre de O.G., gözaltına alındığında ilk olarak suçlamaları kabul etmedi. Kendisine eşini neden öldürdüğü sorulduğunda, 'Eşimi ben öldürmedim, eşim kayıptı; buldunuz mu?' dediği, daha sonra cesedin bulunduğu bölgeye ait fotoğrafın gösterilmesi üzerine cinayeti itiraf ettiği belirtildi.
İddianamede ayrıca B.D.'un, O.G.'ün Rojda'yı öldürüp gömdüğünü kendisine söylediğini ve susması karşılığında 1 milyon TL teklif ettiğini anlattığı belirtildi. Ö.D. ise arazi satışı için O.G.'ün çağrısıyla yanına gittiğini, olayla ilgisinin olmadığını ve sonradan cenazeye gittiklerini savundu. Savcılık, sanıkların çelişkili ifadelerine ve B.D.'un cesedin yerini tam olarak göstermesine dikkat çekerek birlikte hareket ettiklerini değerlendirdi.
Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanıklar SEGBİS ile katılırken, müşteki ve avukatları da hazır bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü avukatının davaya katılım talebi kabul edilirken, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi'nin davaya katılım talebi ise müşteki vekillerinin kendilerini avukatla temsil ettikleri gerekçesiyle reddedildi. Savunmaların ardından Mahkeme Heyeti, dosyada tutuklu olarak yargılanan O.G., Ö.D. ile B.D.'un tutukluluk hallerinin devamına ve bir sonraki celsede dinlenmesi için bazı tanıkların zorla getirilmesine karar vererek duruşmayı 7 Aralık tarihine erteledi.
Duruşmanın ardından yazılı açıklamada bulunan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi avukat Nazlı Matur, sanık O.G.'ün tahliyesinden 1 gün sonra cinayeti işlediğini söyledi. Matur, "R.Y., 27 Aralık 2025 tarihinde Diyarbakır'ın Sur ilçesinde, uyuşturucu ticareti suçundan tutuklu bulunduğu cezaevinden 11'inci Yargı Paketi kapsamında tahliye edilen dini nikahlı eşi O.G. tarafından, tahliyesinden yalnızca 1 gün sonra vahşice katledilen üç çocuk annesi genç bir kadındı. Fail, yaklaşık 4 yıl önce 'uyuşturucu imal ve ticareti' suçundan tutuklanarak cezaevine girmiş ve 4 yıldır cezaevinde bulunuyordu. Rojda, failin tahliye edileceğini öğrendiğinde ciddi bir can güvenliği endişesi yaşamaya başladı. Bu nedenle kolluk kuvvetlerini arayarak ihbarda bulundu ve korunma talebinde bulundu. İhbardan yalnızca iki gün sonra, 27 Aralık 2025'te fail O.G., eve gelir gelmez Rojda ile tartışmaya başlamış ve telefonuna el koymuştur. Telefonu incelerken Rojda'nın pantolon giydiği fotoğrafları gören fail, 'Nasıl olur da pantolon giyersin?' diyerek tartışmayı sürdürmüştür. Ardından Rojda'ya konuşmak istediğini söyleyerek onu evin garaj olarak kullanılan bölümüne götürmüştür. Failin kendi anlatımına göre, tartışmanın ardından Rojda garaj olarak kullanılan bölüme götürülmüş, burada yaklaşık 50 santimetrelik bir iple boğularak öldürülmüş ve sonrasında ikametgaha yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki dere yatağına gömülmüştür" dedi. Sanığın duruşmadaki savunmasında pişman olduğunu söylemesinin az ceza almak ve eylemine meşru bir gerekçe kazandırma amacında olduğunu belirten Matur, "Sanık, soruşturma aşamasında hiç dile getirmediği birtakım iddiaları, duruşma aşamasında haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilmek amacıyla ileri sürmüştür. Sanık, Rojda'nın kendisini aldattığını söylediğini, bu nedenle 'gözünün döndüğünü' iddia etmişse de, dosya kapsamında bu iddiayı destekleyen, Rojda'nın sanığı aldattığını veya böyle bir hususun olayın gerçekleşmesine neden olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.