İstanbul'da meydana gelen olayda, 3 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını kaybetmesi üzerine başlatılan soruşturmada, otopsi sonuçlarına ilişkin yeni iddialar ortaya atıldı. İddialara göre, çocuğa annesi tarafından önerilen dozun üzerinde ateş düşürücü şurup verildiği ve bu durumun ölümüne yol açtığı öne sürüldü. Olayla ilgili adli soruşturma ve incelemeler devam ediyor.
Ateş düşürücü şuruplar, çocukların hastalık dönemlerinde sıklıkla kullandığı ilaçlar arasında yer alıyor. Ancak bu ilaçların aşırı dozda veya yanlış kullanıldığında ölümcül olabileceği yönündeki bilgiler kamuoyunda yeterince bilinmiyor. İlaçların tehlikeli hale gelmesinde çeşitli hataların rol oynadığı belirtiliyor.
Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Pınar Balgöz, ateş düşürücü ilaçların kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında ebeveynleri uyardı. Balgöz, önerilen dozun üzerinde alınan veya sık aralıklarla tekrarlanan ateş düşürücülerin ağır zehirlenmelere, organ hasarına ve nadir durumlarda ölüme neden olabileceğini belirtti. Özellikle parasetamol ve ibuprofen gibi yaygın etken maddelerin doğru dozda verilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Parasetamolün aşırı dozda alınmasının karaciğerde toksik bir metabolitin birikmesine yol açabileceğini açıklayan Balgöz, yüksek miktarlarda vücudun koruyucu mekanizmalarının yetersiz kalabileceğini ve bunun sonucunda akut karaciğer yetmezliği gelişebileceğini ifade etti. İbuprofen gibi nonsteroid antiinflamatuvar ilaçların ise özellikle sıvı kaybı yaşayan çocuklarda böbreklere giden kan akımını azaltarak akut böbrek hasarına neden olabileceğini sözlerine ekledi. Balgöz, ağır zehirlenmelerde mide-bağırsak sistemi ve sinir sisteminin de etkilenebileceğini belirterek, ateş düşürücü ilaçların zararsız olarak görülmemesi gerektiğini ve doğru ilaç, doğru doz, doğru uygulama prensiplerine uyulması gerektiğini vurguladı.
Ebeveynlerin sık yaptığı dozlama hataları arasında ilacın önerilenden daha kısa aralıklarla verilmesi, her ateş yükseldiğinde dozun tekrarlanması, gün içindeki toplam miktarın takip edilmemesi ve aynı etken maddeyi içeren farklı ilaçların birlikte kullanılması yer alıyor. Ayrıca, çocuğun daha önceki kilosuna ve ürünün yoğunluğuna bakılmadan eski dozun tekrar verilmesi de önemli bir hata olarak öne çıkıyor. Doz belirlenirken çocuğun yaşı, ilacın etken maddesi, şurubun konsantrasyonu, kullanım talimatı ve günlük maksimum doz sınırı gibi faktörlerin dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Yemek kaşıklarıyla ilaç vermenin risklerine de değinen Uzman Dr. Pınar Balgöz, evdeki kaşıkların standart bir ölçü birimi olmadığını ve bu durumun çocuğun gereğinden fazla veya az ilaç almasına neden olabileceğini söyledi. Bu nedenle ilaç kutusundan çıkan ölçüm enjektörünün veya uygun doz ölçüm aracının kullanılması gerektiğini vurguladı. Ailelere, dozları mililitre üzerinden takip etmeleri, enjektördeki ölçü çizgilerini dikkatle okumaları ve her uygulamanın ardından verilen miktarı kaydetmeleri önerildi.
Doktorların ateş düşürücüleri dönüşümlü kullanma önerisine ilişkin ise Balgöz, bunun her çocukta rutin bir uygulama olmadığını belirtti. Temel yaklaşımın gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak olduğunu söyleyen Balgöz, farklı etken maddelerin aynı anda verilmesinin doz ve zaman takibini zorlaştırabileceğini ifade etti. Hekimlerin klinik durumu değerlendirerek böyle bir plan önerebileceğini ancak bu kararın ailelerin kendi başlarına uygulayacağı bir yöntem haline gelmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.