Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) etkili olan Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 130'u geçti. Salgına neden olan ve aşısı bulunmayan 'Bundibugyo' varyantı, bölgede küresel acil durum ilan edilmesine yol açtı. Geleneksel ritüeller ve yanlış bilgiler salgının kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor.
KDC, tarihindeki en zorlu sağlık krizlerinden biriyle mücadele ediyor. İlk kez 1976'da tespit edilen Ebola virüsünün bu kez 'Bundibugyo' adı verilen nadir ve tehlikeli bir türüyle geri döndüğü belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, can kaybı en az 139'a ulaşırken, şüpheli vaka sayısı 600'e yaklaştı. Bu varyantın, daha yaygın olan 'Zaire' türünden en büyük farkı, henüz onaylanmış bir aşısının veya tedavi yönteminin bulunmaması.
Virüsün komşu ülke Uganda'nın başkenti Kampala'ya da sıçraması, bölgedeki alarm seviyesini en üst düzeye çıkardı. Avrupa Birliği (AB) ve ABD, bölgeden gelen yolculara yönelik seyahat kısıtlamaları uygulamaya başladı.
Salgının yayılmasında ülkenin coğrafi yapısı ve derin sosyoekonomik krizlerin etkili olduğu belirtiliyor. Topraklarının büyük bölümü ormanlarla kaplı olan ülkede, yoksulluk nedeniyle kırsal nüfusun protein ihtiyacının önemli bir kısmı av hayvanlarından karşılanıyor. Eski Sağlık Bakanı Eteni Longondo, insanların hayatta kalmak için bu hayvanları avlamak zorunda kaldığını ve bu kültürel alışkanlığın, yeraltındaki virüslerin insanlara bulaşmasında önemli bir rol oynadığını ifade etti. Doğu bölgesindeki silahlı isyanlar ve halkın yaşadığı derin fakirlik de durumu daha da ağırlaştırıyor.
Sağlık ekiplerinin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, virüsün kendisinden çok, maden kasabalarında yayılan batıl inançlar ve kulaktan kulağa yayılan asılsız iddialar. Yerel koordinatörler, halk arasında 'görüldüğü an öldüren hayalet tabutlar' gibi hurafelerin yayıldığını ve bu nedenle insanların tıbbi yardım yerine büyü ve geleneksel yöntemlere başvurduğunu aktarıyor. Ayrıca, ölen kişinin bedenine çıplak elle dokunmayı içeren geleneksel cenaze ritüelleri, virüsün vücut sıvıları yoluyla hızla yayılmasına neden oluyor. Uzmanlar, salgının resmi olarak teşhis edilmeden haftalarca fark edilmeden yayıldığını ve bu yerleşik alışkanlıklar değiştirilmediği sürece mücadelenin aylarca sürebileceğini vurguluyor.