Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 25 Mart 2009'da geçirdiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada 17 yıl sonra yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında 25 kişi gözaltına alınırken, 3 kişinin ise aranmakta olduğu bildirildi.
Kahramanmaraş'tan Ankara'ya devredilen dosya çerçevesinde yürütülen çalışmalar sonucunda, gözaltına alınan şüpheliler hakkında FETÖ bağlantısı ve 'Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak' ile 'Tasarlayarak kasten öldürme' suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında, daha önce evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma iddialarıyla yargılanan eski emniyet amiri D.Ö. de gözaltına alınanlar arasında yer aldı. Helikopterin enkazından GPS cihazlarını söktüğü tespit edilen ve FETÖ'den hükümlü olan D.U. ile A.Ö.'ın da şüpheliler arasında bulunduğu ve halihazırda cezaevinde oldukları belirtildi. Uçum ve Özsıcak'ın, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast timinde yer aldıkları da ortaya çıkmıştı.
Gözaltına alınan şüphelilerden İ.K.'nın, kaza yerini tespit ettiklerini ancak amirlerinin bilgiyi sakladığını öne sürdüğü iddia edildi. Soruşturmada, olay günü bölgede uçuş yapan askeri jet pilotları, kazanın ardından görevlendirilen askeri kaza kırım ekibi, olay yerinde cihazların sökülmesinde rol aldığı değerlendirilen sivil kırım ekibi personeli ve koordinat tespitinden sorumlu Emniyet Genel Müdürlüğü personeli hakkında da inceleme ve değerlendirme yapıldığı öğrenildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma kapsamında 29 şüphelinin tespit edildiğini, 10 ilde 30 adrese düzenlenen operasyonlarda 25 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Operasyonların Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar'da gerçekleştirildiğini belirten Gürlek, iki şüphelinin cezaevinde, iki şüphelinin ise yurt dışında olduğunu bildirdi. Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda 20 tabanca, 2 bin 507 mermi, 35 şarjör ve 2 av tüfeği ele geçirildiğini de ekledi.
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı V.A., olayın aydınlatılmasını Türkiye'nin bağımsızlık meselesi olarak gördüğünü belirtti.
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasının ardından enkaza günler sonra ulaşılması, ihmal ve suikast iddialarını gündeme getirmişti. Kazadan sonraki 48 saat boyunca arama kurtarma çalışmalarında yaşanan eksiklikler kamuoyunda büyük tepki çekmiş, dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay eleştirilerin odağında yer almıştı. Enkazın, resmi ekiplerden önce 17 kişilik sivil gönüllü köylü grubu tarafından bulunması dikkat çekmişti. Kazaya ilişkin Meclis'te kurulan komisyonlarda, enkazdan GPS cihazlarının söküldüğü ve yanlış istihbarat ile çalışmaların sabote edildiği tespit edilmişti.
Helikopterin düşüşünden 2.5 saat sonra İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112 acil servisi arayarak 'Ölmek üzereyim' dediği ve ardından telefonun kapandığı kayıtlara geçmişti. Güneş'in bacağı, 4 kaburga kemiği ve alt çenesinin kırık olduğu halde enkazın 600 metre aşağısında bulunması, konuşmaların netliği nedeniyle çenesinin sonradan kırılmış olabileceği ihtimalini gündeme getirmişti.