Uzmanlar, akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte sesli aramalardan kaçınma eğiliminin altında yatan psikolojik faktörleri değerlendirdi. Ocak 2024 verilerine göre, toplumun önemli bir kesiminde görülen akıllı telefon bağımlılığı, cihazın temel işlevi olan görüşmelerden uzaklaşmaya neden oluyor.
Psikologlar, özellikle genç neslin telefonun çalmasını bir tehdit veya stres kaynağı olarak algıladığına işaret etti. Bu kaçınma eğiliminin ardında birden fazla etken bulunuyor. Monash Üniversitesi ve diğer uzman görüşlerine göre, yazılı mesajlaşmayı tercih eden bireyler genellikle 'içsel işlemci' olarak tanımlanıyor. Bu kişiler, düşüncelerini düzenlemek ve ifade etmek için zamana ihtiyaç duyuyor. Anlık etkileşim gerektiren telefon görüşmeleri, bu bireylerde kontrol kaybı hissine yol açabiliyor.
Ayrıca, telefon görüşmelerinin 'anında mevcudiyet' ve 'canlı duygu yönetimi' gerektirdiği vurgulandı. Sage Journals'da yayımlanan bulgularla uyumlu olarak, duygusal hassasiyeti yüksek bireylerin anlık tepki verme zorunluluğunu yorucu bulduğu ve bu nedenle mesajlaşmaya yöneldiği belirtildi. Gençlerin yüzde 56'sının telefon çaldığında kötü bir haber alma endişesi taşıdığı istatistikleri, bu durumu belirsizliğe karşı duyulan genel kaygı ve hazırlıksız yakalanma korkusuyla ilişkilendirildi.
Uzmanlar, telefon aramalarından sistematik olarak kaçınmanın uzun vadede 'kaçınma refleksini' güçlendirdiği konusunda hemfikir. Bu durumun sosyal becerilerin körelmesine ve kişinin kendi konfor alanına çekilmesine neden olabileceği uyarısı yapıldı. Bu sosyal kaygıyla başa çıkmak için 'kademeli maruz bırakma' yöntemi önerildi. Bu kapsamda, ilk olarak yakın olunan kişilerle kısa telefon görüşmeleri yapılması, ardından planlı ve kısa aramalarla başlayıp daha uzun konuşmalara geçilmesi tavsiye edildi. Beklenmedik anlarda gelen aramaları yanıtlayarak sosyal belirsizliğe karşı toleransın geliştirilebileceği belirtildi.