İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 2026-2027 adli yılının açılışı vesilesiyle dün bir değerlendirme yaptı. Kaboğlu, konuşmasına basın emekçisi ve Cumhuriyet gazetesi yazarı S.S.'in vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirerek başladı. Soner'i saygı ve sevgiyle anan Kaboğlu, anayasanın güvence altına aldığı hakların barış zamanında bile ihlal edildiğini belirtti.
Kişilerin önce özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını, ardından delil arayışına girildiğini ve iddianamelerin gecikmeli olarak hazırlandığını ifade eden Kaboğlu, tutuklama tedbirinin istisnai bir önlem olmaktan çıkıp “yargısız infaza çevrildiğini” söyledi. Kaynağını anayasadan almayan yetki kullanımını “egemenlik gaspı” olarak tanımladı.
İstanbul Barosu'nun son altı ayda Silivri'deki duruşmaları yakından takip ettiğini aktaran Kaboğlu, adil yargılanmanın temel ölçütlerini “mekân, vakit, nakit” olarak sıraladı. İstanbul dışındaki belediyelere ait davaların Silivri'de görülmesi, uzun süren duruşmalar, savunma hakkındaki kısıtlamalar ve tutukluluğa yapılan itirazların dosya üzerinden incelenmesi gibi konuları eleştirdi.
İzmir Adliyesi'nde düzenlenen törenle yeni adli yıla girilirken, İzmir Barosu adına açıklama yapan Baro Başkanı Sefa Yılmaz da yargı bağımsızlığı, savunma hakkı ve hukuk devletinin aşındığını vurguladı. AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasına tepki gösteren Yılmaz, “Talimatla hukuk olmaz, baskıyla bağımsız yargı olmaz” ifadelerini kullandı.