İran ile yaşanan askeri gerilim ve buna bağlı olarak Hürmüz Boğazı'nda yaşanan olaylar, küresel enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara neden oluyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonları, küresel ekonomide son yılların en büyük şok etkisini yaratmış durumda. Dünyanın en işlek petrol sevkiyat yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından bloke edilmesi ve bölgedeki rafinerilere yönelik saldırılar, petrol piyasasını olumsuz etkiliyor. Bu durum, gıdadan turizme kadar birçok sektörü de baskı altına alıyor.
Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azime Telli, enerji güvenliğinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesele olduğunu vurguluyor. Telli, Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli kapanmasının küresel enerji sisteminde zincirleme etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Tarihsel örnekler veren Telli, 1973 petrol ambargosunun fiyatları 4 katına çıkardığını, İran'daki devrim sürecinin arzı daralttığını ve Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle fiyatların ikiye katlandığını hatırlatıyor. Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli kapanması halinde oluşabilecek 12-15 milyon varillik günlük arz kaybının, geçmişteki üç büyük enerji krizinin toplam etkisini aşabileceği belirtiliyor.
Dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık dörtte biri ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Geçen yıl boğazdan geçen enerji ticaretinin 600 milyar dolara ulaştığı hesaplanıyor. Mevcut kriz, bölgesel bir askeri gerilimin ötesinde, küresel enerji sisteminin kırılganlıklarını ortaya koyan tarihsel ölçekte bir arz şoku olarak değerlendiriliyor. Bu durumun petrol fiyatlarının 150 dolar seviyesini aşması gibi sonuçları olabileceği öngörülüyor.
Enerji maliyetlerindeki artışın üretim maliyetlerini yükselterek büyümeyi baskılaması bekleniyor. Enerji ithalatçısı ülkeler, alternatif tedarik rotaları ve stratejik rezerv politikalarına odaklanmak durumunda kalacaktır. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) stratejik rezerv salımı kararı, şoku azaltabilir ancak jeopolitik kesintiyi telafi edecek kalıcı bir çözüm sunmuyor. Katar'ın LNG ihracatının büyük bölümünün Hürmüz üzerinden yapılması nedeniyle, boğazın kapalı kalması Avrupa ve Asya piyasalarında doğal gaz fiyatlarının hızla yükselmesine ve enerji arzında ciddi dengesizliklere yol açabilir.
Savaşın başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiği Mart ayının ilk haftasında yüzde 90 oranında azaldı. Bu durum, ilk aşamada petrol ve doğal gaz fiyatlarında aşırı artışlara neden oldu. Savaşın seyrine bağlı olarak fiyatlardaki dalgalanmalar devam ederken, boğazın ne zaman normale döneceği belirsizliğini koruyor. Yapılan değerlendirmelere göre, 100 doları aşan fiyatların ne zaman gerileyeceği büyük ölçüde savaşın süresine bağlı olacak.
Capital Economics'in analizine göre, savaşın enerji piyasaları üzerindeki etkisi üç senaryo üzerinden ele alınıyor. Kısa süreli çatışmalarda ihracat kaybı daha sınırlı olurken, üç ay sürecek ve kalıcı hasara yol açacak ağır senaryoda petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara, Avrupa'da doğal gaz fiyatlarının ise megawatt saat başına 120 avroya çıkabileceği öngörülüyor. Orta Doğu'daki savaşın beklenenden kısa sürmesi durumunda petrol ve doğal gaz fiyatları yaz aylarında normale dönebilir. Goldman Sachs'ın kötümser senaryosu, petrolün varil başına 100 dolar seviyesinde seyretmesinin küresel büyümeyi 0,5 puan düşüreceğini öngörüyor. IMF Genel Direktörü K. Georgieva, petrol fiyatlarındaki her yüzde 10'luk artışın küresel enflasyonu yüzde 0,4 oranında artıracağını ve küresel ekonomik çıktıyı yüzde 0,2 azaltabileceğini belirtti. IEA, fiyat şokunu azaltmak amacıyla stratejik rezervlerinin üçte biri olan 400 milyon varil ham petrolü piyasaya sürme kararı aldı. Bu miktar, 2022'deki rekorun iki katından fazladır.