Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında, 28 Şubat tarihinde başlayan çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan bir Mutabakat Zaptı (MoU) resmen imzalandı. ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanan bu belge, 14 maddeden oluşuyor ve nükleer program üzerindeki görüşmeler için bir temel teşkil ediyor.
Yeni imzalanan mutabakat metni, nükleer silahlanma ve ekonomik yaptırımlar gibi kritik konular nedeniyle tartışmalara yol açtı. Belge, İran'ın nükleer programına yönelik görüşmelerin zeminini oluştururken, Hürmüz Boğazı üzerindeki erişim ve ekonomik yaptırımların geleceğine dair soruları da beraberinde getirdi. Mevcut anlaşma, Trump'ın ilk döneminde vazgeçtiği 2015 tarihli Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ile kıyaslanıyor.
Nükleer kapasite konusunda, yeni metinde İran'ın nükleer silah geliştirme niyetini reddettiği ifade edilse de, teknik detaylara yer verilmediği gözlemlendi. JCPOA döneminde İran'ın uranyum zenginleştirme oranı %3.67 ile sınırlandırılmışken, savaş öncesi veriler İran'ın %60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kg uranyuma sahip olduğunu gösterdi. Yeni mutabakat metninde, stoklanmış zenginleştirilmiş maddelerin durumu ve zenginleştirme konusunun gelecekteki müzakerelerde ele alınacağı belirtiliyor.
Ekonomik boyutta ise, 2015 yılındaki anlaşmanın aksine, bu yeni mutabakat metninde doğrudan bir para transferinden ziyade yaptırımların durumu üzerinde duruluyor. İran ekonomisinin savaş öncesinde ağır yaptırımlar nedeniyle büyük zorluklar yaşadığı ve bu durumun toplumsal protestolara zemin hazırladığı kaydedildi. Balistik füze kapasitelerine ilişkin ise yeni metinde herhangi bir kısıtlama veya düzenleme maddesine rastlanmadı.