İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında 60 günlük bir süreç içerisinde nihai bir anlaşmaya varılması hedeflenmektedir. Bu süreçte diplomasi trafiği hız kazanırken, bölgedeki gerilim ve güvenlik tartışmaları da gündemdeki yerini korumaktadır. Körfez bölgesinde yaşanan çatışmaların ardından uluslararası kamuoyunda geniş yankılar uyandıran gelişmeler, İran'ın bilim, teknoloji ve nükleer programlarını da kritik başlıklar arasına taşımıştır.
Türkiye ziyareti kapsamında açıklamalarda bulunan İran Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı Hüseyin Simayi Sarraf, Türkiye ile olan ilişkilerin sadece ekonomik veya politik boyutta olmadığını ifade etmiştir. Sarraf, dini, kültürel ve siyasi ortak paydalara sahip olunduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk halkına süreçteki destekleri nedeniyle teşekkürlerini sunmuştur. Yakın zamanda 9. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısının gerçekleştirilmesi beklenmektedir.
İran'ın mevcut stratejisinin "iyi niyet" ve "ahde vefa" ilkeleri üzerine kurulduğu vurgulanmıştır. İran halkının barış yanlısı bir tutum sergilediği ancak ABD yönetimine karşı temkinli yaklaşıldığı dile getirilmiştir. Özellikle nükleer anlaşmadan çekilme ve geçmişteki askeri gerilimler nedeniyle, ABD'nin taahhütlerine sadık kalacağı konusunda şüphelerin bulunduğu belirtilmiştir.
Müzakere sürecinde yaptırımlar, bölgesel güvenlik, yapay zeka ve nükleer program gibi konuların temel belirleyiciler olması öngörülmektedir. İran tarafı, barışçıl bir çözüm için her türlü öneriye açık olduklarını ifade ederken, karşı tarafın da aynı samimiyeti göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.