Uluslararası hukuk uzmanları tarafından savaş suçu olarak nitelendirilen yıkım, İsrail ordusu tarafından güvenlik gerekçeleriyle savunuluyor. Yapılan uydu analizleri, İsrail ordusunun işgal ettiği sınır bölgesindeki şehir ve köylerin yüzde 45'inin yerle bir edildiğini veya hasar gördüğünü ortaya koydu.
Lübnan'ın güneyindeki Deir Seryan köyünün belediye başkan yardımcısı Ali İbrahim, evinin yıkılışına tanık olduğunu belirtti. İbrahim, 2 Mart'ta İsrail ile savaşı başlatan Hizbullah'ın saldırılarını yönettiği Beaufort Kalesi yakınlarındaki stratejik öneme sahip bu tarım köyünde, 29 Mart'ta İsrail ordusunun 150'den fazla evi havaya uçurduğunu söyledi. Köy, Litani Nehri kıyısında, İsrail sınırına 6 kilometre mesafede bulunuyor.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesin ardından da yıkıma devam etti. Ali İbrahim, köydeki 350 evden 250'sinin harabeye döndüğünü, 1880'de inşa edilmiş 64 geleneksel taş evin yanı sıra belediye binası, cami, okullar ve sağlık merkezlerinin de yıkıldığını aktardı. Tütün ve zeytin ağaçlarının bulunduğu 7.000 hektarlık tarım arazisi ile 800 hektarlık ormanlık alan da beyaz fosforla bombalanarak toprakların kirlenmesine neden olundu.
İbrahim, İsrail'in Lübnanlıları Hizbullah'a karşı kışkırtarak güney Lübnan'a Yahudi yerleşimcileri getirmek istediğini öne sürdü. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ordusu, Lübnan topraklarının yüzde 6'sını oluşturan 600 kilometrekarelik bir alanda, sınırın 4 ila 8 kilometre derinliğindeki bir 'sarı çizgi' ile belirlenmiş 'ileri savunma bölgesi'ndeki yerleşimleri hızla yok etti. İsrail, bu bölgeyi Hizbullah tehdidine karşı kuzey İsrail halkını korumak amacıyla oluşturduğunu belirtiyor.