Migren, toplum genelinde en yaygın görülen nörolojik rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Uzmanlar, migrenin sadece basit bir baş ağrısı olmadığını, aynı zamanda iş gücü kaybına ve sosyal yaşamın kısıtlanmasına neden olan kronik bir beyin hastalığı olduğunu belirtiyor.
Doç. Dr. Öztürk Hürriyet, migren yönetiminde kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın temel amacı; hastanın klinik verileri, biyolojik göstergeleri ve yaşam tarzı gibi faktörler dikkate alınarak en uygun tedavi protokolünün belirlenmesidir. Böylelikle tedavi etkinliğinin artırılması ve olası yan etkilerin minimize edilmesi hedefleniyor.
Güncel tıbbi uygulamalarda, hastanın atak sıklığı, ağrı karakteristiği ve eşlik eden diğer hastalıkları analiz edilerek kişiye özel tedavi planları oluşturulabiliyor. Bu yöntemle hem ağrı kontrolünün sağlanması hem de hastaların yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanıyor. Özellikle sık atak geçiren bireyler için atak sayısının azaltılması artık daha ulaşılabilir bir hedef olarak görülüyor.
Tedavi seçeneklerinde yeni bir dönem olarak değerlendirilen CGRP hedefli monoklonal antikorlar Türkiye'de de kullanıma sunuldu. Enjeksiyon yoluyla uygulanan bu ilaçların, aylık veya üç aylık periyotlarla uygulanabilme avantajı sunduğu ifade ediliyor. Yüksek atak sıklığına sahip hastalarda bu yöntemlerin, migren tedavisinde öncelikli seçenekler arasında yer aldığı kaydediliyor.