Olay, 3 Kasım 2025'te Yıldırım ilçesi Değirmenlikızık Mahallesi'nde meydana geldi. A.K. ile dini nikahla birlikte yaşayan S.M. arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Kavga sırasında S.M., Khalılova'ya makasla saldırdı.
Alt katta oturan ve sesleri duyarak üst kata çıkan S.M.'nin annesi F.M., A.K.'nın kanlar içinde yerde yattığını görünce durumu eşi İ.M.'ye bildirdi. İ.M.'nin ihbarıyla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. S.M. elinde makasla yakalanırken, ağır yaralı olarak Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Khalılova hayatını kaybetti. Otopside Khalılova'nın vücudunda toplam 146 makas girişi olduğu belirlendi.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, çiftin 4 ve 1 yaşlarında 2 kız çocuğu olduğu öğrenildi. Emniyetteki ifadesinde S.M., psikolojik problemleri olduğunu ve tedavi gördüğünü belirterek, 'Son birkaç aydır bende ruhsal açıdan sıkıntılar olmaya başladı. Bundan dolayı yaklaşık 2 ay önce Bursa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatarak tedavi görmeye başladım. Burada yaklaşık 21 gün tedavi gördüm ve taburcu edildim. Taburcu edildiğimde bana günde 3 defa kullanılmak üzere ilaç verildi. Ben bu ilaçları bir süre kullandım. Bu süre zarfında eşimle kavgalarımız oldu, birbirimizi darbettik ancak birbirimizden şikayetçi olmamıştık. Eşimle tartıştığımız zaman bazen benim gözüm döner ve ne yaptığımı bilemem, birden parlardım. Ancak eşimle ciddi bir sorunumuz yoktu' dedi.
Olaydan bir gün önce eşiyle tartıştıklarını söyleyen S.M., 'Olay günü büyük kızım babaannesine gitti. Bebeğimiz evdeydi. Eşim çamaşırları topluyordu. Bana ‘Çocuğa bak’ dedi. Ben de ‘Bakıyorum’ dedim. Bana hala ‘Çocuğa bak’ deyince, dünden de kavgalı olduğumuz için sinirlendim. O sırada benim yine gözüm karardı. Daha sonra çocuk odasına gittim. Çocuğa baktım ve orada bulunan makası aldım. Ondan sonra salona geldim. Direkt eşime makasla saldırmaya başladım. Makasla birçok kez saldırdım ama ne kadar olduğunu bilmiyorum. Bunun üzerine eşim yere yığıldı' şeklinde konuştu.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.M., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. S.M.'nin 'Kasten yaralama’, ‘Kullanmak için uyuşturucu bulundurma’, ‘Ateşli silahlar kanununa muhalefet’ suçlarından 8 kaydı olduğu, ayrıca A.K.'ya yönelik eylemi nedeniyle hakkında 'Reşit olmayanla cinsel ilişki' suçundan işlem yapıldığı ortaya çıktı.
Hakkında 'Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan S.M.'nin yargılanmasına başlandı. Duruşmada tanık olarak dinlenen annesi F.M. ve babası İ.M. de hazır bulundu. Savunmasında psikolojik problemleri olduğunu belirten S.M., 'Ben hala eşimin sesini kulaklarımda duyuyorum. Cezaevinde yanıma gelip, benimle konuşuyor. Ben zaten daha önceden de tedavi almıştım. Ben hala aynı şeyleri duyuyorum kulaklarımda. Tedavi almak istiyorum. Ben daha önce Bursa Dörtçelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 21 gün kadar yattım. Daha sonra taburcu ettiler. Şu an hala ilaç kullanıyorum. Kimi düşünsem, kulağıma onun sesi geliyor' dedi.
Duruşmada, emniyetteki ifadesinin aksine maktulün elinde makasla yanına geldiğini iddia eden S.M., 'Arzu, ‘Sen adam değilsin’, ‘Senden baba olmaz’, ‘Senin gibi baba mı olur’ gibi laflar söylüyordu. Ben aldırış etmedim ve salona gittim. Benim yanıma makasla geldi. Ben kendimi savunma amacıyla makası elinden aldım. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Kapı sesine kendime geldim. Annem gelmişti. Anneme kapıyı açtıktan sonra Arzu’yu yerde gördüm. Hemen ambulansı aradım. Polisler geldi ve beni aldılar' diye konuştu. Mahkeme başkanının emniyetteki ifadesinin farklı olduğunu hatırlatması üzerine S.M., 'Daha önce verdiğim ifadeleri kabul etmiyorum. Ben olayın şokuyla ne ifade verdiğimi bilmiyorum. Mahkeme salonunda vermiş olduğum bu ifadem doğrudur' dedi.
Sanık avukatı, müvekkilinin cezai ehliyetinin olup olmadığının araştırılmasını talep ederek, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapora itiraz ettiğini belirtti.