ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varılan barış anlaşmasının tamamen imzalandığını ve Hürmüz Boğazı'nın Cuma gününden itibaren tamamen açık olacağını belirtti. Ancak G7 zirvesinde bir araya gelen Batılı liderler, anlaşmanın hemen dağılmasını önlemek için çaba gösteriyor.
Fransa'da düzenlenen zirveye katılan Trump, anlaşmanın imzalandığını ve boğazın kısmen açıldığını söylerken, İsrail'in Lübnan'daki ateşkesi ihlali ve İran'ın kritik su yolunda ücret talep etme hakkına ilişkin iddiaları, anlaşmanın birçok pürüzünü ortaya koydu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı ikili görüşmelerin başında konuşan Trump, boğazda önerilen İngiltere-Fransa ortak deniz görev gücü önerisini reddederek, boğazı açık tutmak için fazla yardıma ihtiyaç duymayacaklarını ifade etti. Trump, Orta Doğu'da büyük gelişmeler yaşanacağını, petrol fiyatlarının düşeceğini ve borsanın roket gibi yükseleceğini söyledi. En önemli noktanın ise İran'ın nükleer silaha sahip olmayacağı konusunda anlaştıklarını ve bunun güçlü denetim mekanizmalarıyla güvence altına alındığını vurguladı.
ABD'li yetkililere göre, İran'ın ABD deniz ablukasının kaldırılması karşılığında Hürmüz Boğazı'nı açmasını öngören Mutabakat Zabtı'nın (MOU), Cuma günü Cenevre'de ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf'ın katılacağı bir törenle resmen imzalanması bekleniyor. Beyaz Saray yetkilileri, anlaşmanın tam detaylarının önümüzdeki 24 ila 48 saat içinde yayınlanacağını bildirdi.
Ancak üç günlük görüşmeler için bir araya gelen G7 liderleri, ABD'nin imzaladığı anlaşmayı şimdiden güvence altına almaya çalışıyor. ABD tarafında Vance liderliğindeki teknik görüşmeler bu hafta başlayacak ve İran'ın nükleer programının akıbeti gibi daha hassas konular ele alınacak. Trump, İran'ın nükleer silah üretme kapasitesine asla sahip olmaması gerektiğini belirtmişti.
Anlaşma, yaptırımların kaldırılmasını ve milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılmasını da içeriyor. Ancak ABD'li yetkililer, bunun İran'ın taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olacağını belirtti. Körfez ülkelerinin İran'ın varlıklarını serbest bırakmak için gizli bir anlaşma yapmadığı ifade edilirken, ABD'nin dondurulmuş fonları serbest bırakmaya ve yaptırımları hafifletmeye hazır olduğu öne sürüldü. Bir yetkili, başlangıçta küçük jestler yapılabileceğini, ancak bunun İran'ın taahhütlerine bağlılığını gösteren küçük jestler yapmasına bağlı olacağını ekledi. ABD veya başka bir ülke tarafından henüz hiçbir dondurulmuş varlığın serbest bırakılmadığı açıklandı.
Yönetim yetkilileri ayrıca, MOU'nun imzalanmasının ardından ABD güçlerinin İran yakınlarından derhal çekilmeyeceğini de belirttiler. Yetkililer, müzakereler süresince mevcut güç duruşunun korunacağını ve ilerleyen dönemde güçlerin azaltılmasının umulduğunu ancak henüz bunun gerçekleşmediğini ifade ettiler. Anlaşmanın duyurulmasının ardından İsrail, Lübnan'ın güneyindeki Srifa köyüne saldırı düzenledi. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, anlaşmanın dünya ekonomisini istikrara kavuşturabileceğini söyledi ancak İsrail'e ateşkes anlaşmasının Lübnan'ı da kapsaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
İsrail'de ise hem Trump'a hem de Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yönelik endişe ve öfke arttı. Analistler, Netanyahu'nun savaşın başındaki vaatlerinden hiçbirinin yerine getirilmediğini belirtti. İsrail, İran'a yakınlığıyla bilinen Hizbullah'ın kuzey İsrail kasabalarına füze atmasının ardından Lübnan'a geniş çaplı bir operasyon başlattı.