İran ve İsrail arasındaki gerilim, Beyrut'un Dahiye bölgesindeki çatışmalar ve ardından gelen füze düellolarıyla tırmandı. Axios'un haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Netanyahu'yu arayarak tansiyonu düşürme çağrısı yaptığı iddia edildi. İddialara göre, Netanyahu başlangıçta bu çağrıya uyacağını belirtse de, sahadaki gelişmeler farklı bir yöne işaret etti.
Trump, süreci yakından takip ettiğini belirterek hem İran'ın füze saldırılarını hem de İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını eleştirdi. Tarafları müzakere masasına dönmeye davet eden Trump, Financial Times'a verdiği demeçte, "Bu saldırılar anlaşma üzerinde bir etki yaratmayacak; anlaşma kendi şartlarıyla olur ya da olmaz" dedi. Trump, diplomatik çözüm çağrılarının yanı sıra askeri seçeneklerin de masada olduğunu belirtti. İran'a yönelik sert mesajlar veren Trump, olası bir anlaşmazlık durumunda ABD'nin izleyeceği yol hakkında, "Ya içeri girip askeri olarak yarım kalan işleri tamamlarız ya da İran’a uyguladığımız ablukayı sürdürürüz ki bu abluka şimdiye kadar yapılmış en etkili müdahalelerden biri" şeklinde konuştu. Bu ifadeler, Washington'ın İran'a karşı doğrudan askeri operasyon veya baskın seçeneğini değerlendirdiği şeklinde yorumlandı.
ABD'nin uyarılarına rağmen İsrail, gece yarısı operasyonunu başlattı. İsrail savaş uçakları, Tahran, İsfahan, Tebriz ve Kerec kentlerini hedef aldı. İran Devrim Muhafızları, saldırının balistik füzelerle gerçekleştirildiğini doğruladı. İran medyası, kentlerde patlama seslerinin duyulduğunu aktardı. Özellikle İsfahan'daki nükleer tesislerin durumu, uluslararası kamuoyunun dikkatini bölgeye çekti.
Gerilim sadece İran ve İsrail ile sınırlı kalmadı. Yemen'deki Husilerin İsrail'e füze fırlatmasıyla Tel Aviv'de sirenler çaldı. İran yönetimi ise Lübnan'a yönelik operasyonların sürmesi halinde, bölgedeki tüm "Amerikan-Siyonist hedeflerinin" vurulacağı uyarısında bulundu. Kulislerde, Trump'ın Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde, "Ben olmasaydım hapiste olurdun" dediği iddia edildi. Bu diplomatik gerilimin sahaya yansımaları merak konusu oldu.
ABD'nin arabuluculuğunda 3 Haziran'da duyurulan ateşkes mutabakatına rağmen çatışmalar devam ediyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart'tan bu yana devam eden saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 3 bin 613'e ulaştığını açıkladı. Hizbullah'ın şartlı ateşkese yanaşmaması ve çatışmaların şiddetlenmesi, bölgedeki barış umutlarını azaltıyor.