Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin durması, küresel petrol arzında ciddi bir şok etkisi yarattı. Savaşın başlamasının üzerinden 100 gün geçmesine ve diplomatik çözüm umutlarına rağmen, stratejik su yolu kapalı kalmaya devam ediyor. Bu durum, özellikle Orta Doğu petrolüne yüksek bağımlılığı olan Asya pazarını olumsuz etkilerken, birçok ülke tüketimi azaltmak amacıyla acil tasarruf tedbirlerini uygulamaya koydu. Uluslararası kuruluşlar, mevcut petrol stoklarının sınırlı seviyelerde olduğuna dikkat çekiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Mart ayında sanayileşmiş ülkelerin acil durum stoklarından 400 milyon varil petrol salımını koordine etmesine rağmen, dünya genelindeki stokların hızla azaldığı belirtiliyor. IEA Başkanı Fatih Birol, petrol stoklarının sınırsız olmadığını ve üretim kapasitesinin savaş öncesi seviyelere dönmesinin zaman alacağını ifade etti. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, Aralık 2025 itibarıyla önemli ülkelerin rezervleri şu şekilde sıralanıyor: Çin 1,4 milyar varil, ABD stratejik rezervlerinde 413 milyon varil ve ticari ham petrol stoklarında 411 milyon varil, Japonya 263 milyon varil ve Hindistan 21 milyon varil (devlet kontrolündeki şirketlerle birlikte 74 günlük net ithalatı karşılıyor).
Avrupa Birliği ülkeleri ise yasal zorunluluk gereği en az 90 günlük net ithalatı karşılayacak stok bulundurmak durumunda. IEA koordinasyonundaki salımın yüzde 20'sini karşılayan Almanya 19,5 milyon, Fransa 14,6 milyon, İspanya 11,6 milyon ve İtalya 10 milyon varil petrolü piyasaya sundu. Küresel petrol stokları Mart ve Nisan aylarında toplam 246 milyon varil azalarak rekor bir düşüş kaydetti.
Uzmanlar, arz kesintilerinin sürmesi halinde en büyük darbeyi Orta Doğu'ya bağımlı Asya ülkeleri ile havacılık sektörünün alacağını öngörüyor. Hürmüz Boğazı'nın kısa sürede açılacağına dair beklentilerin gerçekçi olmadığı belirtiliyor. Kesintinin Haziran boyunca devam etmesi durumunda toplam ham petrol kaybının 1,5 milyar varile yaklaşacağı ve bunun fiyatları 2008'deki zirvelere taşıyabileceği tahmin ediliyor. Bu süreçte Filipinler çalışma haftasını kısaltırken, Pakistan yakıt tasarrufu önlemleri kapsamında ulaşım kullanımını azaltma kararı aldı.
Hükümetler, stokların erimesine rağmen ikinci bir koordineli rezerv salımına şimdilik sıcak bakmıyor. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, çatışmanın süresi ve şiddeti netleşmeden yeni bir salımın mümkün olmadığını belirtti. Enerji uzmanları, stratejik rezervlerin sınırlı olduğunu ve kaynakların sonsuz olmadığını hatırlatıyor. ABD'de ise rezervlerdeki erime dikkat çekici boyutlara ulaştı. 29 Mayıs 2026'da sona eren hafta itibarıyla ABD Stratejik Petrol Rezervi'nden (SPR) 8 milyon varil daha tahliye edilerek toplam seviye 357,1 milyon varile geriledi ve Ocak 2024'ten bu yana en düşük seviyeye indi. ABD Enerji Bakanı Wright, çatışma sonrası rezervlere 40 milyon varil ekleme yapılacağını duyurdu. Mevcut tüketim hızıyla ticari petrol stoklarının Haziran sonuna kadar kritik derecede düşük seviyelere inebileceği uyarısı yapıldı.
Trump yönetimi döneminde dondurulmuş İran varlıklarının, Pers Körfezi'ndeki ABD müttefiklerinin petrol altyapısının onarımı ve yeniden inşasında kullanılması planlanıyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın bu yönde yasal adımlar attığı belirtiliyor. Ayrıca, Başkan Donald Trump'ın sosyal medya ve sözlü müdahalelerinin, fiziki bir akış sağlamadan spekülatörleri baskılayarak petrol fiyatlarındaki yükselişi durdurmayı başardığı ifade ediliyor. Spekülatörlerin, Trump'ın açıklamalarıyla fiyatların düşmesinden çekinerek piyasada uzun pozisyon almaktan kaçındığı kaydedildi. Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın devam etmesi, küresel enerji piyasalarını rezervlerin sınırlarını zorlamaya itiyor. Alınan tasarruf tedbirleri ve ABD'nin finansal hamleleri kısa vadeli dalgalanmaları yönetmeye çalışsa da, krizin kalıcı çözümünün boğazdaki petrol trafiğinin yeniden açılmasına bağlı olduğu görülüyor.